Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılına adım attığımız bu dönemde, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla birlikte yeni bir anlayış ve kurumsallaşma sürecini kararlılıkla yürütmekteyiz.
Bu tarihî dönüşüm, yalnızca siyasi ve ekonomik alanlarla sınırlı kalmayıp aynı zamanda iletişim, kamu diplomasisi ve stratejik anlatı inşası gibi alanları da derinden etkilemiştir.
Dijitalleşmenin hız kazandığı, bilginin öneminin arttığı, yapay zekâ destekli iletişim araçlarının dönüştürücü etkiler oluşturduğu bu çağda, Türkiye olarak pasif bir izleyici değil, aktif bir aktör olma iradesindeyiz. Bilginin ve algının küresel güç ilişkilerinde belirleyici hale geldiği bu yeni dönemde, stratejik iletişim ve kamu diplomasisi millî menfaatlerin savunulmasında temel enstrümanlardan biri hâline gelmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle birlikte ihdas edilen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, devletimizin köklü tecrübesini çağın gerekleriyle birleştiren bir kurumsal aktör olarak dikkat çekmektedir. Bu yapı; sadece teknik bir iletişim kurumu değil, devlet aklının kamuya, millete ve dünyaya ulaşan sesi de olmuştur.
Bugün Türkiye, krizlerin ve dezenformasyonun belirleyici olduğu bir çağda ve coğrafyada, hakikatin sözcüsü olarak konumlanmaktadır. Küresel ölçekte yürütülen kara propaganda faaliyetlerine karşı geliştirdiğimiz stratejik iletişim araçları, yalnızca bir savunma hattı değil, değer ve bilgi temelli bir karşı anlatı sistemini de kapsamaktadır.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız hem içeride demokratik katılımın güçlendirilmesi hem de dışarıda Türkiye’nin saygın bir aktör olarak konumlanması için çok boyutlu bir vizyonla hareket etmektedir. CİMER gibi doğrudan vatandaşla temas eden uygulamalar, millet iradesinin idari sürece yansımasında önemli bir işlev görmektedir.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, yalnızca güncel gelişmelere tepki veren bir kurum değil; öngörülü, vizyoner ve proaktif bir yapıya sahiptir. Anlatı gücümüzü yalnızca doğruları aktarmaktan değil, milletimizin tarihsel birikiminden, kültürel zenginliğinden ve insani duruşundan alıyoruz. Etik, değer odaklı ve sürdürülebilir iletişim modelleri geliştirirken, yalnızca bugünü düşünmüyor, gelecek nesillere aktarılacak bir miras da inşa ediyoruz.
Türkiye markasını güçlendirmek, haklı tezlerimizi küresel ölçekte duyurmak, kamu diplomasisi ve kültürel diplomasi alanlarında etkili bir söylem kurmak temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Bu hedefe ulaşmak için dijital çağın tüm imkânlarını kullanıyor; stratejik iletişim platformlarımız, yayıncılık faaliyetlerimiz ve dezenformasyona karşı çalışmalarımız ile küresel ölçekte bir anlatı mücadelesi veriyoruz.
Gerçeğin çarpıtıldığı ve değersizleştirildiği bir çağda, bizler Türkiye’nin haklı duruşunu ve insani yaklaşımını güçlendirmek için çalışıyoruz. İnanıyorum ki stratejik iletişim, yalnızca bir araç değil aynı zamanda millî güvenliğin, toplumsal birliğin ve uluslararası saygınlığın da teminatıdır.
Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin hak ve menfaatlerini savunmak, bölgemizde ve dünyada adaletten, barıştan ve istikrardan yana bir duruş ortaya koyma kararlılığımızı bir kez daha vurgulamak isterim.
Geleceğe dönük olarak, daha güçlü bir iletişim altyapısı, daha etkin bir kamu diplomasisi ve daha görünür bir küresel duruş için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürecek, her platformda milletimizin sesi olmaya devam edeceğiz.


