21. Yüzyılda Türkiye’nin Diplomasi Seferberliği
İnsanlık, dünya savaşlarından bu yana belki de en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Uluslararası kamuoyu; terörizmin her geçen gün etkisini artırmasına, iklim değişikliği gibi yeni sorun alanlarının ortaya çıkmasına ve devletlerarası savaşların artık sıradanlaşmasına şahitlik ediyor. Dünyanın farklı bölgelerinde sayısız krizin, çatışmanın ve acının varlığı ile adalete susamış, hakkaniyeti arayan ve eşitlik mücadelesi veren milletlerin sesi vicdanlarda yankılanıyor. Böyle bir atmosferde Türkiye, uluslararası politikada doğrunun ve haklının yanında durarak yükselen adalet ihtiyacını savunan yegâne devlet olmuştur. Türk dış politikası, insanı merkeze almakta ve değerler üzerinden şekillenmektedir. Bu anlayışımızı her daim diri tutmaya kararlıyız. Çeyrek asırdır verdiğimiz kutlu mücadele, Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin de temelini oluşturmaktadır. Şüphesiz söz konusu hedeflerin başında uluslararası sorunlar karşısında çaresiz kalmış Birleşmiş Milletlerin (BM) yapısının reforme edilmesi gelmektedir. Daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu ve bunun da ancak kapsamlı bir BM reformu ile hayata geçebileceğini her platformda yüksek sesle dile getirdik. Özellikle İkinci Dünya Savaşı koşullarında oluşturulan ve günümüz dünyasının gerçekliğini yansıtmayan BM Güvenlik Konseyi’nin mevcut sisteminin ivedilikle köklü bir dönüşüme tabi kılınması gerektiğini, “Dünya Beş’ten Büyüktür!” diyerek haykırdık, haykırmaya devam ediyoruz.



